21. yüzyıl Demokrasi Nedir

 

Demokratik SİSTEMin Analizi

“Demokrasinin tanımı tartışması günümüzde hala devam eden bir tartışmadır. “ Wikipedia

Aşağıdaki çalışma bu tartışmaları bitirme iddiasındadır.

 

UYGULAMA ALANLARI
Demokrasinin uygulama alanları site (apartman) yönetimleri, dernekler, sendikalar, siyasi partiler, belediyeler, ülke yönetimleri, dünya yönetimi, vs. dir. Kimse işyerinde demokrasi beklemez. İşyerlerinde yöneticileri işçiler seçmez ama sendikada yöneticileri işçiler seçer. Hayatın geniş bir alanında hemen hergün demokrasi uygulamalarını görürüz. Demokrasi, toplumsal yaşam biçimimizin ayrılmaz bir parçasıdır.

 

FONKSİYONLAR

Uygulama alanları ne olursa olsun demokratik sistemin fonksiyonları şunlardır:

1- Gündemi tespit etmek
2- Birlikte karar almak
3- Kararları uygulamak
4- İtirazları ele almak
(Yargı)

FAKTÖRLER

Uygulama alanı neresi olursa olsun, demokratik sistem şu faktörlerden oluşur:

1- Taraflar,

2- Yöntemler ve araçlar,

3- İşletim sistemi.

 

Demokrasinin gerçekten ne olması gerektiğini anlamak için bu faktörlere ve fonksiyonlara şöyle bir göz atalım.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

A- FAKTÖRLER

A1- TARAFLAR:

Uygulama alanı ne olursa olsun taraflar bireyler ve guruplar şeklinde ortaya çıkarlar.

Apartman yönetiminde direk demokrasi vardır. Kararları vekiller almaz, tarafların kendisi alır.

Ülke yönetiminde taraflar vatandaşlar ve sosyal guruplardır. Soyal guruplar dini, etnik, cinsel, ekonomik, kültürel, vs. guruplardır.

Ülke yönetiminde tarafları vekiller ve siyasi partiler temsil ederler.

Tarafların temsil edilmediği veya yeterince temsil edilmediği durumlarda demokrasi olabilir mi?

Örneğin, din dersleri ile ilgili tartışma yapılırken taraflar kimlerdir? Aleviler, sunniler, hıristiyanlar, yahudiler, vs. Bu guruplar eşit ve özgür şekilde temsil edilmelidir. Hatta bu da yetmez. Sonuçta çıkacak kararlar bütün bu gurupları eşit ve özgür kılmalıdır. Bu gurupların içindeki ve dışındaki bireylerin bireysel haklarını da korumalıdır.

Batı'nın din dersleri konusunda bulduğu çözüm şudur: Farklı dinlerin olduğu ortak okullarda din dersleri verilmiyor. Çoğunluğun dini de azınlığın dini de verilmiyor. Her dinin kendi ibadet yerleri ve kendi okulları var. Buralarda din dersleri serbestçe veriliyor.

Örneğin, devletin evlilikle ilgili kararlar almaya, düzenlemeler yapmaya hakkı var mıdır? İlla da evlilikle ilgili kararlar alınacaksa taraflar kimlerdir? Erkekler, kadınlar mı? Kendini erkek veya kadın saymayanlar ne olacak? Bütün cinsel guruplar eşit ve özgür şekilde temsil edilmelidir. Hatta bu da yetmez. Sonuçta çıkacak kararlar bütün bu gurupları eşit ve özgür kılmalıdır. Bu gurupların içindeki ve dışındaki bireylerin bireysel haklarını da korumalıdır.

Örneğin, resmi dil, eğitim dili, vs. tartışılırken taraflar kimlerdir? Hangi ülke olursa, kendisini etnik gurup sayan veya ulus sayan sosyal guruplar, kendileriyle ilgili konularda eşit ve özgür şekilde temsil edilmelidir. Hatta bu da yetmez. Sonuçta çıkacak kararlar bütün bu gurupları eşit ve özgür kılmalıdır. Bu gurupların içindeki ve dışındaki bireylerin bireysel haklarını da korumalıdır.

Bu nasıl sağlanabilir?

Taraflara veto ve ayrılma hakkı vererek.

Teorik olarak bu doğrudur ama pratikte uygulanması zordur ve sistemi tıkayabilir.

Şimi konuyu biraz mıncıklayalım!

Bir apartman yönetimini düşünün, öneriler geliyor. Dış cepheyi boyayalım, girişe kamera takalım, bahçeye Atatürk büstü koyalım, kapıya Allah yazısı koyalım, vs. Her zaman karşı çıkan birileri olacaktır. Karşı çıkmakla yetinseler, gereksiz yere veto hakkını kullanmasalar sorun yok ama çoğu zaman böyle olmaz.

Apartman gönüllü birlik üstüne kurulmamıştır. Zorunlu birliktir. Gönüllü birlik üzerine kurulan örgütlenmelerde veto ve ayrılma hakkı zorunludur ama gönüllü birlik üstüne kurulmayan yerlerde veto ve ayrılma hakkının uygulanması zordur. Düşünülmelidir.

Hiyerarşik yapılanmalarda, alt birimler üst birimlerin kararlarını veto edebilir veya ayrılabilir. Ama, tarafların içiçe yaşadığı yerlerde veto ve ayrılma hakkının uygulanması zordur.

Birleşmiş Milletler'deki gibi bir veto hakkından bahsetmiyoruz. Veto hakkı sadece veto edenin alanında geçerli olmalıdır. Mesela, BM bir karar alıyor. Türkiye veto ediyor. Karar Türkiye'nin dışında geçerli olmaya devam eder. ABD veto ederse ABDnin dışında geçerli olmaya devam eder.

Bir apartmana kamera konsun diye karar alınıyor. Bir daire bunu veto ediyor. Ne olacak? O dairenin alanının dışına kamera konacak. O daire bütçeye katılmayacak.

Bir apartmanda 'mini etekle girilmez' diye karar alınıyor. Bir daire veto ediyor. Ne olacak? O daire mensupları mini etekle girebilir. Ötekiler giremez!

Okullarda din dersi ile ilgili karar alınıyor. Taraflardan biri veto ediyor. Karar veto edene uygulanmaz. Veto edenden katkı beklenmez. Ama öteki taraflar kendi alanlarında kararı uygularlar.

Öyle veya böyle, çıkar çekişmelerinin, ekonomik sınıfların olduğu yerlerde taraflar ne kadar eşit olabilirler? Ne kadar özgür olabilirler?

Çıkar çekişmelerine bir de kitlelere mal olmuş olan dini, ideolojik, kültürel, siyasi, vs görüş ayrılıklarını ekleyince demokrasinin yaşama geçirilmesi zorlaşır. Ancak, demokrasi (adalet) fikri de kitlelere mal olabilir. Demokrasi (adalet) fikri de kitlelere yayılınca maddi bir güç haline gelir.

Bir başka örnek, memurların siyasi yaşama katılması. Memurların siyasete ayıracak parası ve zamanı yoksa siyasal açıdan özgür olsalar da yeterince temsil edilemezler. Değil mi?

Yani, tarafların temsil edilmediği veya yeterince temsil edilmediği durumlarda gerçek bir demokrasi olmaz.

Bu sorunun çözümü için ne yapılabilir? Taraflar örgütlenip siyasal sistemde yerlerini almalıdırlar. 21. yüzyılın teknolojisi buna imkan veriyor. Örneğin, internet sayesinde siyasi partilerde, derneklerde, sendikalarda, vs. ilgilenen herkesin evinden yönetimi denetlemesi ve yönetime katılımı sağlanabilir. Çözüm internet demokrasisidir yani.

 

A2- YÖNTEMLER ve ARAÇLAR:

Toplantı, tartışma, oylama, referandum, yetkileri vekile devretmek, meclisler, uzlaşma komisyonları, toplantı salonları, medya, anayasa, vs.

21. yüzyıl teknolojisi yeni araçlar doğurmuştur. Bu yeni araçlar yeni yöntemleri mümkün kılmaktadır.

21. yüzyılda internet etkin bir araç olabilir. İnternet demokrasisi sayesinde:

Siyasi partilerde, parti içi demokrasi tam olarak sağlanabilir.

Milletvekilleri başkentte oturmak yerine seçildikleri ilçelerde oturarak çalışmalarını yürütebilirler.

yöneticiler ve vekiller etkin olarak denetlenebilir,

kararların hep birlikte alınması mümkün olabilir.

Yöntemlerin adil bir şekilde kullanılması gerekir.

Herkes medya kanalı ile topluma kendi fikirlerini empoze etmek ister. İktidarın medyayı kontrolü önlenmelidir. Fikrini (veya malını ) satmak için topluma yanlış haber ve bilgi pompalayanlara etkili yaptırımlar uyglanmalıdır.

Özgür medya demokrasinin olmazsa olmaz şartıdır.

Yöntemler ve araçlar demokratik olmazsa demokrasi olmaz.

 

A3- İŞLETİM SİSTEMİ

Demokratik süreç şu aşamalardan oluşur:

tarafların örgütlenmesi,

tarafların kendini ifade etmesi

karar verme

uygulama

uygulama hatalarına itiraz

itirazların değerlendirılmesi ve karara bağlanması (yargı)

yargı kararlarının uygulanması

Demokratik süreç, siyasal sistemin işleyiş biçimini gösterir. Bir anlamda demokrasinin işletim sistemidir. İyi bir işletim sistemine sahip olmayan bir demokrasi hantallaşır, bürokratikleşir ve verimi düşer. 'Gecikmiş adalet, adalet değildir.' sözündeki gibi etkin bir şekilde çalışmayan bir demokratik sistem demokrasiyi öldürür.

 

 

B- FONKSİYONLAR

Yasama, yürütme, yargılama diye bilinen fonksiyonların özünü şu şekilde ifade edebiliriz.

B1- Gündemi tespit etmek.

Ortak konular gündeme getirilir ve görüşülür ama konuların 'ortak konu' olması yetmez. Bağlayıcı karar almak zorunluluğunun olması gerekir. Mesela, çek ve senetlerle ilgili bağlayıcı kararlar alınmazsa ne olur? Bağlayıcı karar almak zorunda mıyız? Yoksa serbest mi bırakalım?

Karar almak özgürlükleri kısmak demektir. Demokrasinin kurumları, örgütleri gereksiz yere bağlayıcı kararlar alırlarsa tarafların özgürlüklerini gereksiz yere kısıtlamış olurlar.

Örnekler:

Devletin evlilikle ilgili kararlar alması, düzenlemeler yapması zorunlu mudur?

Apartman yönetiminin başörtüsü, mini etek gibi konularda karar alması zorunlu mudur?

 

Ortak olmayan, ortak yaşam için zorunlu olmayan konularla ilgili kararlar alınması demokratik olmaz.

Ortak yaşam için zorunlu olan konular nelerdir?

Her uygulama alanının (site (apartman) yönetimleri, dernekler, sendikalar, siyasi partiler, belediyeler, ülke yönetimleri, vs. ) ortak yaşam için zorunlu olan konuları ve limitleri ayrı ayrı tespit edilmelidir.

B2- Birlikte karar almak

Konu gündeme alındı. Öneriler, tartışmalar yapıldı. Ne kadar tartışılacak? Daha da önemlisi nasıl karar alınacak?

Her önerge (taslak) ayrı ayrı mı oylamaya sunulmalı? Yoksa hepsi birden mi oylamaya sunulmalı?

Yoksa illa da bir uzlaşma metni mi çıkarılmalı ve oylanmalı?

Kararın kabulü için salt çoğınluk mu aranmalı? 2/3 çoğunluk mu? Oybirliği mi?

Birlkte karar almak ne demektir?

Sivaslıların çoğunlukta olduğu bir belediyede kararlar salt çoğunlukla alınırsa ihaleler hep Sivaslılara gitmez mi?

Bu sorulardan çıkaracağımız sonuç şudur: ''Zayıfın, azınlıkların haklarının korunmasını'' gerektirir.

Bir sosyal gurubu ilgilendiren bir konuda tarafların veto hakkı olmalıdır veya taraflar arasında uzlaşma şart olmalıdır. Mesela ortak dil konusunda tarafların uzlaşması şarttır.

Teorik olarak tarafların veto hakkı olduğu unutulmadan ''birlikte karar alma'' konularında yol ve yöntemler belirlenmelidir. Pozitif ayrımcılık da bu tür çözüm yöntemlerinden biridir.

 

Ancak, madalyonun bir de öteki yanı vardır. Örnek:

Bir zamanlar apartmanların hemen hemen hepsi kömürle ısınıyordu. Doğal gaza geçmenin önünde ciddi bir zorluk vardı: Oybirliği mecburiyeti.

Apartmanların neyle ısıtılacağına (kazan sistemine) oybirliği ile karar verme mecburiyeti vardı. 10 daireli bir apartmanda, 1 daire sahibi itiraz etti mi doğal gaza geçiş sağlanamıyordu.

Bir yanda azınlığın hakkını korumak kaygusu vardı. Öte yanda gelişmenin engellenmesi ve çoğunluğun istediği gibi yaşayamama kaygusu vardı.

Bu durumda adil çözüm nedir?

Kanun değiştirildi ve oy çokluğu ile karar vermek mümkün oldu. Hemen hemen bütün apartmanlar doğal gaza geçtiler. Geçiş için gerekli masraflara gücü yetmeyenler sıkıntı çektiler ama büyük çoğunluk memnun oldu.

Adalet sağlandı mı? Yoksa yara mı aldı?

 

Demokrasi, 'siyasi adalet' demektir. 'Ekonomik adalet' değil. Fakat, siyasi adalete sağlanmış mıdır?

 

B3- Kararları uygulamak

Karar verme organları kararını verdikten sonra kararı kim uygulayacak? Türkçede 'yürütme' dediğimiz birim kararların dışına çıkmamalıdır. Yetkilerinin dışına çıkmamalıdır.

Bu anlamda yürütmenin denetimi ve dengelenmesi gerekir. Denetimin bir siyasi boyutu vardır. Bir de hukuk konusu olabilecek boyutu vardır.

Hukuki denetimi yargı kurumları yapar. Yargı kurumları, kanunalara aykırı bir şey görürlerse soruşturma açarlar.

Yargının alanına girmeyen denetimi (siyasi denetimi) ise karar organı (meclisler) ve halk yapar. Halkın denetimi medyadır, kamuoyu araştırmalarıdır, seçimlerdir.

Denetimin her 2 boyutunun da sağlıklı yürüyebilmesi için şeffaflık gereklidir. Demokratik kurumların şeffaflığı demokrasi için şarttır. Örneğin: Karar verme organı satın almaya (ihaleye) karar verdi. Apartman yöneticisi veya ilgili belediye meclisi satın alacak. Satın alma ile ilgili alternatifler nelerdir? Neye karar verildi? Niçin karar verildi?... Bunların hepsinin şeffaf olması gerekir.

İhaleleri anlamak kolay ama MIT, CIA gibi kurumlar ne kadar şeffaf olabilir? Zor bir soru fakat unutulmamalı ki, yürütme makamının elinde denetlenemeyen güçlerin olması kabul edilemez. Aksi takdirde devlet çeteleşir.

 

B4- İtirazları ele almak (Kararlara ve uygulamalara itirazlar)

Karar organı yetki alanının dışına çıkmışsa, görev alanı içine girmeyen işlere burnunu sokmuşsa,

Kararlar usullere, kurallar uygun olarak alınmamışsa ,

Yürütme makamı kararları uygulamamışsa, yetkisini aşmışsa, çalmışsa çırpmışsa, entrikalar çevirip komplolar düzenlemişse

itirazlar nereye, nasıl yapılacaktır?

Yasama dediğimiz birim, yürütme ve yargıdan bağımsız olarak itirazları inceleyip karara bağlamalıdır.

Yasamanın tutarlılığı nasıl sağlanacaktır?

Peki, yasamanın kararlarını kim uygulayacaktır?

Yasamanın kararları uygulanmazsa ne olacaktır?

 

C- DEMOKRASİ Nedir

C1- Demokrasi nedir?

Yukardaki analize göre demokrasi nasıl tanımlanabilir? Ona da siz karar verin. İşte bir öneri:

Demokrasi siyasal adalet demektir. Demokrasi, tarafların üzerinde anlaşarak geliştirdiği bir siyasi sistemdir. Anlaşma yoksa demokrasi de yoktur.

Demokrasi,

bireysel hakların sosyal guruplara ve çoğunluğa karşı korunduğu

sosyal gurupların haklarının çoğunluğa karşı korunduğu

çoğunluk iktidarı demektir.

Bireysel haklar, sosyal gurupların hakları nasıl güvence altına alınabilir?

Veto ve ayrılma hakkı ile, ciddi anayasal önlemlerle. Yeter mi?

Bütün tarafların özgür ve eşit olarak siyasal sisteme katıldığı ve de tarafların veto ve ayrılma hakkının olduğu sisteme demokrasi denir.

Bu tanım teorik olarak doğru olsa da uygulanması zordur. Biz tanımını doğru yapalım da uygulama sorunlarını da başkaları düşünsün!

Elbette genel tanım yeterli değildir. Bütün demokratik sistem adil olmalıdır ve etkin bir işletim sistemine sahip olmalıdır. Bu sağlanmazsa: Bir siyasi sistem, beyazlar için demokrasi ama zenciler için diktatörlük olabilir. Bir toplum erkek ve kadınlar için cennet ama gay'ler için cehennem olabilir. Bir siyasi sistem Türkler ve sunniler için demokrasi ama Kürtler ve Aleviler için diktatörlük olabilir....

Sorunlarını diyalog ve uzlaşma yoluyla çözen toplulara sivil toplumlar diyebiliriz. Sorunlarını diyalog ve ADİL uzlaşma yoluyla çözen toplumlara da denokratik toplumlar diyebiliriz.

Demokrasi manifestosu

Demokrasinin evrimi

 

C2- Demokrasi ne değildir?

Demokrasi her derde deva değildir. En az kötü olan ama en zor siyasi sistemdir.

Bir kıralın ülkeyi yönetmesi bir meclisin yönetmesinden çok daha kolaydır ama bir meclisin yönetmesi bir kıralın yönetmesinden daha adildir. Şekil olarak en azından.

Siyasal sistem konusunda tarafların arasında anlaşma yoksa demokrasi de yoktur.

Demokrasi siyasal özgürlük ve siyasal eşitlik gerektirir. Burdaki eşitlik ve özgürlük, siyasal sisteme katılım açısından eşitliği ve özgürlüğü ifade eder.

Ekonomik ve sosyal özgürlük şart değildir ancak tabii ki ekonomik ve sosyal anlamda ne kadar güçlüyseniz demokratik süreçte de o kadar etkin olabilirsiniz. Yani göreceli olan faktörler de vardır, tartışmaya açık faktörler de.

Demokrasi sosyal adaletsizliğe, sosyal ve ekonomik sorunlara karşı reçete değildir. Toplumsal sorunları ele almak, irdelemek ve çözmek için adil bir tartışma, karar verme ve uygulama ortamı sağlamakla yetinir. Bu anlamda, toplumsal sorunları, anlaşmazlıkları çözmekte kullanılan bir yöntem, bir araçtır.

Demokrasi, toplumsal sorunları, anlaşmazlıkları çözmekte kullanılan bir yöntem, bir araçtır. Ama geçici bir araç değildir. Devrime kadar veya iktidar ele geçirilene kadar savunulacak sonra da inkar edilecek bir araç değildir. Demokrasi aynı zamanda (demokratik toplumlarda) sosyal yaşam biçiminin bir parçasıdır. Bu anlamda, demokrasi (demokratik toplumların) bir yaşam biçimidir.

 

 

C3- Demokrat kime denir?

İktidarı ele geçirene kadar herkes demokrat geçinir!!!

Demokrat,

toplumsal yaşamın her alanında (siyasi sistemin dışında da)

·         her sosyal gurubun ve her bireyin, veto ve ayrılma hakları dahil, bütün haklarına saygı gösteren

·         kimseye zorla bir şey dayatmayan

kişiye denir.

Özellikle iktidarda iken!

Bazı siyasi çizgiler iktidarı ele geçirince demokrasiyi rafa kaldırıp 'islam rejimi' veya 'proleterya diktatörlüğü' kuracaklarını ta baştan ilan ederler. Bu çizgileri takip edenler bugün özgürlük ve insan hakları nutukları atsalar da onların demokratlıklarına güvenmeyin.

 

C4- Demokrasi mümkün mü?

Demokrasi, tarafların bir siyasi sistem üzerinde anlaşması ile mümkün olur. Anlaşma sağlanamazsa demokrasi mümkün olmaz.

Demokrasi, birbirlerini yenemeyeceğini anlayan tarafların yani çıkar guruplarının uzlaşması koşullarında mümkündür. Ekonomik sınıfların, sosyal gurupların, güç odaklarının kavga ettiği durumlarda demokrasiyi yaşama geçirmek zordur. Fakat, ekonomik sınıflar, sosyal guruplar, güç odakları demokrasinin kuralları çerçevesinde de çekişmelerini, mücadelelerini sürdürebilirler. Bugün 'demokratik' ülkelerde olan da budur.

21. yüzyılda demokrasinin güvencelerinden biri sağlam bir orta sınıfın olmasıdır. Yaşam standardı yükselen insanların çoğalması sivil ve huzurlu bir toplum yaratır. Sivil ve huzurlu toplumlar sorunlarını diyalog yoluyla çözmeyi tercih ederler. Kavga ile değil. Ne varki, bu tür toplumlarda huzuru bozmamak için haksızlıklara tepki vermeme, siyasi kavgalardan uzak durma eğilimi de gelişir.

Kuvvetin merkezde toplanması, devletin ve yöneticilerin çok güçlenmesi demokrasiyi tehdit eden önemli faktörlerdir. Devletlerin küçülmesi ve zayıflaması demokrasi için daha elverişli ortam yaratacaktır.

Devletin demokratik olması, ancak bütün siyasi sistemin demokratik olması ile mümkündür. Bazan çıkar guruplarının kapışması bazan da kötü bir işletim sistemi demokratik sürecin adil ve etkin bir şekilde işlemesini engeller.

Hakkı olmayan konuları gündemine alan bir meclis de, yetkisinin dışına çıkan bir hükümet de demokrasiyi yaralar. Çekinmeden yalan söyleyip, gizli işler çeviren yöneticilerin olduğu bir toplum ne kadar demokrat olabilir?

Bütün sistemin demokratik olması hiç de kolay değildir:
Bir siyaset sınıfının, devlet sınıfının oluşmasını engelleyici önlemler gerekir. Yani siyasetten beslenen bir elitin oluşması engelenmelidir. Nasıl?

a- Siyasi partilerde direk demokrasi, internet demokrasisi yasal zorunluluk olmalıdır.
b- Siyasi partilerde ve devlet kurumlarında hiçkimse 10 yıldan fazla görev yapmamalıdır.
vs.

Devletin aşağıdan yukarı kurulması, çalışanların siyasete ağırlığını koyması gerçek demokrasiye giden yolu açar.

Neticede, bencilliğe ve despotluğa kapıların kapandığı kadar demokrat olursunuz. Bencilliğin ve despotluğun siyasi karşılıkları olan milliyetçilik ve devlet şovenizmi toplum tarafından dışlanmadan gerçek bir demokrasi mümkün değildir.

Tarihsel koşullar, toplumun dinamikleri, toplumda sınıflar ve güç odakları arasındaki çekişmeler müsait değilse demokratik sistem mümkün değildir. Zayıfın hakkını koruyacak bir toplumsal güç yoksa demokrasi mümkün değildir. Bir siyasi sistem, beyazlar için demokrasi ama zenciler için diktatörlük olabilir. Bir toplum erkek ve kadınlar için cennet ama gay'ler için cehennem olabilir.

''Halk cahildir anlamaz'' türü mazeretler yanlıştır ve demokrasiye engel olmamalıdır. Demokrasi için toplumda olması gereken tek bilinç demokrasi bilincidir.

''Şartlar öyle gerektiriyor'' veya ''güvenlik'' gerekçeleriyle demokrasi rafa kaldırılamaz. Bunun örneklerinden biri de 1920 lerdeki ulusal kurtuluş savaşının TBMMnin kontrolünde organize edilmesidir.

Demokrasi manifestosu

Demokrasinin evrimi